|
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, Sağlık - Sen tarafından düzenlenen Tam Gün Yasası’yla ilgili panele katıldı. Yasa’nın TBMM’ye ne zaman getirileceği ile ilgili bir bilgi vermeyen Akdağ, öğretim üyelerinin üniversitede özel muayene yapmasını doğru bulmadığını belirterek, bunun eğitimi baltaladığını ve hasta sistemi verimliliğini yok ettiğini söyledi.
Hekimlerin mutlaka iyi para kazanmaları gerektiğini belirten Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Tam Gün Yasa Tasarısının hekimler için üst sınırlarda para kazanma imkanı getirdiğini öne sürdü. Taslak’la birlikte, tam gün çalışan üniversite öğretim üyesine 14 bin liraya kadar kazanma imkanı getirdiklerine dikkat çeken Akdağ, “Bu hesap, pratikte mümkün olur mu? Bal gibi olur. Verimlilik azıcık arttırıldığında bu olur. Biz hesap ediyoruz: Tam gün çalışmadan dolayı üniversite öğretim üyelerimize verilecek ilave ücretler toplam cironun yüzde 10’ununu teşkil ediyor” diye konuştu. Tam Gün Yasası’yla birlikte uzman hekime ortalama 6 bin 500 lira önerildiğini belirten Akdağ, “Bunun üzerine muayenehanesini bırakır hastanede iş üretirse yüzde 40 daha verilecek. Üst sınırı 9 bin – 9 bin 500 lirayı bulan bir rakam bu. Ülke için bu rakamların iyi olduğuna inanıyoruz” diye konuştu.
Sağlık-Sen tarafından Başkent Öğretmenevinde düzenlenen “Tabip ve Toplum Gözüyle Tam Güne Bakış” konulu panele Sağlık Bakanı Recep Akdağ, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Cevdet Erdöl, Sağlık-Sen Başkanı Mahmut Kaçar ve sağlık çalışanları katıldı. Panelin açılış konuşmasını Sağlık - Sen Genel Başkanı Mahmut Kaçar yaptı. Kaçar, tam gün konusunun, Sağlık Bakanlığı’nca yürütülen Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın önemli bir ayağını oluşturduğuna dikkat çekerek, sağlık çalışanlarını doğrudan ilgilendiren Sağlıkta Dönüşüm Programı konusunda sendika olarak duyarsız kalamayacaklarını söyledi. Panelin açılışında ve panel sonrası panelistlerin konuşmalarına yönelik düşüncelerini ifade etmek için iki ayrı konuşma yapan Sağlık Bakanı Akdağ, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın temel mantığının insanları ‘parası olan-olmayan’ ayrımına tabi tutmadan herkesin sağlık hizmeti almasını sağlamak olduğunu belirterek Tam Gün Yasası’nın da bu amaç için hayata geçirileceğini bildirdi. Tam gün vatandaşı korumak amaçlı Tam Gün Yasa Taslağı konusunun, vatandaşın hizmet alırken korunmasını amaçlayan bir çalışma olduğuna işaret eden Akdağ, bundan bir süre önce sağlık personeli de dahil olmak üzere sağlık hizmeti alırken insanların önemli ölçüde para harcadığını vurguladı. Akdağ, bir kanser vakasında bir ailenin bütün mal varlığının harcanabildiği günleri yaşadıklarını belirtti. Tam Gün Yasası’nın temel çıkış noktasının tamamen vatandaşın korunması olduğunu ifade eden Akdağ, bu nedenle bu düzenlemeyi gerçekleştirmek zorunda olduklarını kaydetti. “Fiilen tam güne geçildi” Sağlık Bakanlığı çatısı altındaki hastanelerde fiilen tam gün çalışma sistemine artık geçildiğini ifade eden Akdağ, bugün itibariyle Sağlık Bakanlığı hastanelerinde çalışan doktorların yüzde 74'ünün tam gün esaslı olarak çalıştığını açıkladı. Muayenehanesi olmayan doktorların oranının 2001 yılında yüzde 11 olduğunu hatırlatan Bakan Akdağ, bugün ise sistemin içindeki insanların ek ödemeler ve benzeri uygulamalar sayesinde gönüllü olarak muayenehanelerini kapattıklarını ve fiilen tam gün uygulamasının başladığını belirtti. Akdağ, Sağlık Bakanlığında problemin yüzde 25-26 oranlarına indiğini dile getirdi. Hocaların yüzde 25'inin muayenehanesi var Üniversite hastanelerinde kendi öğrencilik döneminde özel muayenehane olayının hemen hemen hiç olmadığını hatırlatan Akdağ, daha sonra bir özel muayene, özel ameliyat devrinin başladığını anlattı. Akdağ, üniversite hastanelerinde hocaların yaklaşık yüzde 25'inin muayenehanesi bulunduğunu, geri kalan hocaların muayenehanelerinin ise özel muayene, özel ameliyat adı altında bir uygulama ile tıp fakültelerinin içine taşındığını bildirdi. Akdağ, "Ben bunu hiç doğru bulmuyorum. Bu uygulamayı birçok açıdan yanlış buluyorum" diye konuştu. Samsun Milletvekili Mustafa Demir'in Samsun'da şahit olduğu bir olayı kendisine aktardığını söyleyen Akdağ, üniversite hastanesinde kısa süre içinde ameliyat olması gereken bir kadına, özel ameliyat uygulamasından yararlanabileceğinin, bunun için de 2 bin YTL ödemesi gerektiğinin söylendiğini anlattı. Bunun üzerine kadının duvarın dibine çömelerek hüngür hüngür ağladığını kaydeden Akdağ, "İnsanımıza bunu yapmaya hakkımız yok. Hiçbir üniversite öğretim üyesi bunu yapmayı arzu etmez. Demek ki sistemde bir arıza var. Bu arızayı ortadan kaldırmamız lazım" şeklinde konuştu. Akdağ: “12 ay muayenehane hekimiydim” Akdağ, toplumun ihtiyaçlarını gözetmeden kişisel kararlarla öğretim üyelerinin muayenehane açtığı düşüncesini dile getirerek kendisinin de 12 ay muayenehane hekimi olarak çalıştığını söyledi. Kişisel nedenlerden dolayı kendisinini de muayenehane açtığını belirten Akdağ “Ben de o gün üniversiteden kaçmak uzaklaşmak istedim, belli nedenleri vardı. Birey olarak kendinize uygun bir çözüm bulabilirsiniz, hatta o çözümün devam etmesi için sistemin eskisi gibi devam etmesini de isteyebilirsiniz. Ama toplum adına düşündüğünüz zaman bunu böyle düşünemezsiniz” dedi. “Muayenehanecilik, eğitimi baltalıyor” Akdağ, üniversite hastanelerinin içinde öğretim görevlilerinin sürdürdüğü özel muayene, özel ameliyat uygulamasını doğru bulmadığını kaydederek, bunun verimi azalttığına dikkat çekti. Kıta Avrupasıyla kıyaslandıklarını belirten Akdağ, “Bugün kamuda çalışan bir doktorumuza, ekim 2008’e kadar olan rakamları söylüyorum: Ortalama 4bin 500 lira ek ödeme vermişiz, 2 bin liraya yakın maaş ve bir miktar nöbet ücreti ile birlikte toplamda 6bin 500 lira maaş ödemesi yapmışız. Türkiye’deki ortalama gelirle kıyaslandığında Avrupa’da ve dünyada bir hekimin kazandığı en iyi rakamlar arasındadır. Bununla iftihar ediyoruz” dedi. “Hekimlerin ürettikleri emeğin karşılığını adaletli bir şekilde onlara verirken vatandaşın da hakkaniyet içinde bir sağlık hizmeti almasını mutlaka sağlamalıyız” diye konuşan çok övünülen 224 sayılı Kanun’da da tam gün uygulamasının var olduğunu belirterek şunları söyledi: “Üniversite içinde muayenehanecilik sistemi; eğitimi baltalayan, hasta sistemi verimliliğini de yok eden ve 20 senedir başımızda olan kötü bir sistemdir. Bu sistemin ortadan kaldırılması lazım. Üniversitedeki hoca nerelerden para kazanmalı? 4 ana unsuru var, birincisi yaptırdığı veya yaptığı araştırmalar, ikincisi verdiği eğitim, üçüncü olarak kendi kliniğinde yapılan tıbbi işlemlerin toplamının ortalaması ve son olarak da bizzat doktor olarak kendi konsültasyonuyla takip ettiği veya ameliyatına girdiği hastadan aldığı puan. Bunlar toplanıyor. Bu sistemi herkesin desteklemesi lazım.” Katkı payları talep artışını önler Türkiye’de her yıl 450 milyon insanın doktor karşısına çıktığını belirten Akdağ, talep artışının gereksiz olmasını önlemek için bazı katkı payları koyduklarını söyledi. “Devlet hastanesine giden 3 lira versin veya diğer hastaneler için farklı meblağlar alınsın. Aslında eskiden beri katkı paylardı vardı. SGK, Maliye, Hazine, Sağlık Bakanlığı olarak bu siyasi kararı verirken ne kadar zorlandık biliyor musunuz? Zorlandık çünkü vatandaşın alım gücünü çok iyi biliyoruz” diye konuşan Akdağ, asgari ücretli, yeşil kartlı, esnaf, memur, emekli kişilerin sağlık sistemine cebinden para ödeyemeyeceğini kaydetti. Performans sistemi verim arttırdı Muayenehane hekimliğinin, az sayıda insanla çok miktarda para kazanma üzerine kurulu olduğunu ifade eden Akdağ, şunları söyledi: “Ben çocuk sağlığı ve hastalıkları profesörüyüm. Şimdi Ankara’da bir muayenehane açsam muhtemelen bir muayeneden 250 lira alabilirim. Günde 5 hasta baksam aylığım 30 bin YTL’lere ulaşır. O halde neden günde 50 hastanın sorumluluğunu almak isteyebileceğim bir sistemin içinde olmak isteyim? Sistemi bu şekilde açık tutarsanız, hekimler de bu şekilde kazanmayı tercih edebilirler. Bunun için de hekimleri suçlayamazsınız. O halde geri kalan hastaya kim bakacak? Performans sistemiyle birlikte aynı sayıdaki hekimle iki katı oranında hasta muayene edebilecek hale geldik. Verimlilik anlamında dünyanın en iyi sistemlerinden birini kuruyoruz. 450 milyon hastaya biz doktorlar bakacağız ve bu doktorlardan birisi 5-6 hastaya bakarak 30 bin lira kazanırken diğer doktor günde 80 hastaya bakarak 6 bin lira kazanmasın. Bu en başta doktorlara haksızlıktır.” Mesai sonrası çalışmaya ek ödeme Türkiye'de hekimlerin mutlaka iyi para kazanması gerektiğini belirten Akdağ “Hekimi hizmete yönlendirmek açısından böyle bir politika uygulamak zorundayız ama hekim kazanırken günde belli bir yükü üstüne alarak, diğer hekim arkadaşlarının üstüne kendisinin almadığı yükü ilave etmeyerek para kazanabilmeli ki o zaman sistem yerli yerine otursun. Hakkaniyet olsun, fakir fukara da hizmet alabilsin. Tam Gün Yasası Taslağı bu açıdan çok büyük bir özellik getiriyor. Mesai sonrasında da doktoruna ilave ek ödeme veriyor. Bu üst ödeme limitini şimdilik polemik olması açısından açıklamak doğru değil" şeklinde konuştu. Devlet hastaneleri özelleştirilmeyecek Panelde “hastanelerin özelleştirilmesi” olarak eleştiri getirilen Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı’nın özelleştirme anlamı taşımadığını vurgulayan Akdağ, “Devlet hastanelerini kesinlikle özelleştirmeyi düşünmüyoruz. Bu, devletin kamunun sağlık hizmetinden ayrılması anlamına kesinlikle gelmiyor. Çünkü bunlar yine kamuya ait birlikler. Biz bir taraftan sektörü yöneten ona rehberlik yapan, diğer taraftan da hizmet sunan bir Sağlık Bakanlığının aslında çok da doğru olmadığını biliyoruz.” diye konuştu. Akdağ, şöyle bir örnek verdi: “Bugün Sağlık Bakanlığı hastanesinde bir problem ortaya çıktığı zaman hiyerarşik yapı tabii olarak bu problemi tam ortaya çıkarmamaya çalışır. Bu hiyerarşik yapıyı Sağlık Bakanlığının dışına çıkarıyoruz. İster özel hastane olsun, ister üniversite ister devlet hastanesi olsun, Sağlık Bakanlığının üstten aşağı tahakküm eden yapısını ortadan kaldırıyoruz. Bakanlık rehberlik-denetleme yapıyor, performans denetimi yapacak büyük bir kapasite ortaya koyuyor ve yönetimlere diyor ki; ‘Sana kamuya ait bir hastane birliği teslim ediyorum. Ve hastanelerin bir de mütevelli heyetleri kuruluyor.’ Bunun nesi özelleştirme?” dedi. Komünist mi liberal mi? Sağlık Bakanlığının uygulamalarına yönelik olarak başta TTB olmak üzere bazı kesimlerden neoliberal olarak eleştiri getirilirken özel sektör tarafından da “komünist” olarak nitelendirildiğini söyleyen Akdağ “Ben, Türkiye’deki özel sektörün rolünün bir çok ülkede olduğu gibi yüzde 25-30’larda kalması gerektiğine inanıyorum. Bunun üzerinde özel sektörün rol üstlendiği sistemlerin başarısız olduğunu gördük. Biz de uygulamalarımızda buna yönelik düzenlemeler yapıyoruz. ‘15 Şubat depremi’ olarak yazılıp çizilenler özel sektöre bir planlama esası getiriyor” diye konuştu. TTB’nin savı yanlış Türkiye’de 30 senedir her platformda hekimlerin sayısı artmaması gerektiğini söyleyen TTB’nin yanlış savda olduğunu belirten Akdağ, “TTB’nin bunu kasıtlı yaptığına ben inanmadım, bu yanlıştan döndüğümüz zaman hekimler de artık fazla çalışma ihtiyacı duymazlar. Bugün fazla çalışarak kazandıkları parayı o gün ülke daha fazla zenginleştiği için 6-8 saatte de kazanabilirler” diye konuştu. Panelden Notlar: İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Samastı’nın oturum başkanlığını yaptığı panelde, Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Haydar Sur, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Üyesi Recep Öztürk, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kayıhan Pala ve TBMM Sağlık Aile Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu üyesi Dr. Mehmet Nil Hıdır panelist olarak Tam Gün Yasası hakkındaki görüşlerini sundular. Prof. Dr. Haydar Sur’un anons edilirken “Haydar Baş” olarak söylenmesi salonda gülüşmelere neden oldu. Toplantıda izleyiciler tarafından en çok alkışlanan panelist TTB adına konuşma yapan Dr. Kayıhan Pala oldu. Pala bu tür toplantılarda Bakanların protokol konuşması yapıp toplantıyı terk ettiğini ancak Akdağ’ın panel bitimine kadar toplantıyı terk etmemesinin kendini etkilediğini belirtti. Prf. Dr. Sur radyasyonla ilgili çalışanların çalışma saatlerinin azaltılmasını isterken, hastanede taşeron firmalarla personel çalıştırılmasını eleştirirken ve Bakana özel ameliyat ve muayeneleri üniversiteden kaldırma düşüncesinden dolayı teşekkür ederken salondan yoğun alkış aldı. Toplantıda Bakan Akdağ’ın yoğun bir şekilde not tuttuğu gözlendi. Not kağıdı yetmeyen Akdağ, korumalardan kendisine kağıt getirilmesini istedi. Panel sonrası Akdağ, 15 sayfa not tuttuğunu söyledi. Toplantıya TTB Merkez Konseyinden katılım olmadı. Akdağ sağlık sisteminde en çok örnek gösterilen Küba’nın doktor sayısının Türkiye’den çok fazla olduğunu belirtirken, doktor maaşlarının 20 dolar olduğunu söyledi. Doç. Dr. Kayıhan Pala tam günün terminolojisiyle ilgili bir problem olduğunu dile getirerek aslında konuştuğumuz şeyin adı part-time veya full-time değil, over-time, dir dedi. “Yes, but = Evet ama…” Panelist olarak konuşan Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Haydar Sur, yüzlerce hekimle konuşmuş olmasına rağmen hiçbir hekimin “Tam Gün Yasası’na karşıyım” dediğini işitmediğini belirterek, hekimlerin Tam Gün Yasası konusunda genel tavrının “Yes, but = Evet ama…” şeklinde özetlenebileceğini, bunun ise “hayır” demenin “kibarcası” olduğunu söyledi. Hekimler de iktisadi davranırlar Hekimlerin de diğer tüm akıllı insanlar gibi iktisadi davrandığını bir alıntıyla dile getiren Sur, hekimlerin bir yandan kazanımlarını maksimize edecek her türlü ilişkileri lehe çevirecek çabalara girdiğini, bir yandan da etik davranmaya gayret ettiğini belirterek hekimlerin manevi bir iç savaşın arenası haline geldiğini dile getirdi. “Mesleğimizi şaibelerden arındırmalıyız” Yasa Tasarısı’na karşı çıkan grupları üç odakta belirlemenin mümkün olduğunu diye getiren Sur, ilk grupta hekimlerin bireysel olarak uygulamaya karşı çıktığına dikkat çekti. Bu grubun “Biz hekimliği belli imtiyazlar karşılığında seçtik, yüksek puanlar aldık. Bu bize haksızlık olur” şeklinde kişisel bir söyleminin olduğunu belirten Sur, ikinci grubun tam günü desteklediğini fakat bazı taleplerinin olduğunu söyledi. Bu grubun “Tam Gün Yasası gelmeden önce kuruluşta rahat çalışabileceğim ortam sağlanmalı, koşullar sağlandıktan sonra verimli çalışabilirim” gibi taleplerinin olduğunu belirten Sur, uygulamayla hekimlerin kapasitesinin tamamını kullanamayacaklarını düşündüğünü ifade etti. Bu grupların dışında bir de özel sektörde görev yapan hekimlerin varlığına dikkat çeken Sur, “Onlar da diyor ki; zaten üretim maliyetleri pahalı, maliyet artışına katlanamayız. Sayıca az olan uzmanlık dallarının bir iki hastanede kalması diğer sağlık kuruluşlarının bu uzmanlardan yoksun kalması anlamına geliyor. En azından nefroloji, hematoloji gibi sayıca yetersiz olanlara ayrıcalık tanınması gerekiyor” diye konuştu. Fatma Ergüzeloğlu/ Ankara /medimagazin.com.tr |